Bu bilgisayarla mı yapılmış? Dijital sanattı sandık, meğer 1960'larda çiziyormuş: Mernet Larsen
Mernet Larsen'ın resimlerine bakan herkes bu soruyu sorar. Bloklar halindeki figürler, düzleşmiş perspektif, pikselleşmiş renkler... 2020'lere ait gibi görünür.
Cevap: Hayır. Ve daha ilginci, bu resimler 1960'lardan beri yapılıyor.
86 yaşındaki Larsen kendini "teknoloji şüphecisi" olarak tanımlar. Bilgisayara dokunmadan 50 yıldır dijital estetiği öngören işler üretir. Sır basit: Bilgisayarların yaptığı şey tamamen yeni değil. İnsanlık binlerce yıldır 3 boyutu 2 boyuta aktarmanın yollarını arıyor. Larsen sadece bu tarihsel birikimi sentezledi—dijital çağ gelip onu anlayana kadar bekledi.
Sıkıcı Bir Arabadan Doğan Dil
1969'da arabasının içinden oturmuş, şunu düşünmüş: Hem içindeysem hem de tamamını göstermek istersem ne yapmalıyım? Çözümü kucağındaki çaydanlığın yansımasını çizdi. Distorsiyon, araba, ağaçlar. Tamamen sıradan bir sahne ama bambaşka bir mantıkla kurgulanmış.
O günden beri Larsen bulmaca çözüyor. Duygusal patlamalarla değil, perspektif sistemleriyle ilgileniyor. Rönesans'ın kaçış noktası, Japon mimari çizimlerinin paralel perspektifi, Rus Suprematistlerin kesişen düzlemleri hepsini modern yaşama uyguluyor.
1970'lerde bir akademik pozisyon için başvurduğunda Oklahoma'daki okul ona şunu söyledi: "Sizi sadece erkek sandığımız için işe aldık." Mernet erkek ismi sanmışlar.
Florida Üniversitesi'nden teklif geldiğinde kabul etti. Eyaletteki ilk kadın sanat akademisyeni oldu. Bölümünde tek kadın olarak sürekle sanat tarihi dersleri vermekle görevlendirildi atölye değil. Bir gün sahte bıyıkla fakülte toplantısına girdi. Kimse fark etmedi.
New York'un yarış pistinden uzaktaydı artık. Ama bu ona zaten hiç uymamıştı.
Toplantı Masası = Devrim
Asıl atılım 70'li yaşlarında, sıkıcı bir fakülte toplantısında geldi. "Neden hiç kimse fakülte toplantısı resmi yapmadı?" diye düşündü. Sonra: "Ya ben kaçış noktası olsam?" Klasik perspektifte yakındaki büyük, uzaktaki küçüktür. Larsen tersine çevirdi. Taking Notes (2004): İzleyiciye yaklaşan figürler küçülür. Mantıksız ama tutarlı. Committee (2007): U şeklindeki masa mekânı zorladı, o da açtı. Zemin hem tavan oldu. Karolar hem yakında hem uzakta. Doğal değil ama tamamen akılcı.
Ölülerle Çalışmak
Larsen yalnız çalışmaz. Cézanne vardır, El Lissitzky vardır, 12. yüzyıl Japon mimarları vardır.
1985'te Kyoto'da bir Budist keşişten aldığı kitap onlarca tablosunun kaynağı oldu. Ama alıntı yapmıyor kaynak kompozisyonları "Rorschach testi" gibi kullanıyor. Ters çeviriyor, yan yatırıyor, bilinçaltının doldurmasına izin veriyor.
Solar System Explained (2020): Bir garson, ayaklarına bakan şarap kadehlerini tutar. Ama izleyicinin gözünde kadehler dik durur, şarap dökülmez.
Bunt (2016): Beyzbol oyuncusu sopayı tutar. Kolları yok. Gösterene kadar fark etmezsiniz.
"Bir noktada resmime gülmüyorsam sorun vardır" der.
İlk ticari galeri sergisi 2011'de, 70'li yaşlarında açıldı. 2016'da James Cohan Gallery. 2019'da müzeler. Eleştirmen Mario Naves başta "tamamen kitsch" dedi. Sonra sergiyi gördü: "Şaşkınlık verici özgünlük." Genç ressamlar onun figürlerini avatar sandı. Avery Singer gibi dijital sanatçılar izinden gitti bilgisayar kullanmadan bu dili 50 yıl önce inşa ettiğini bilmeden.
"Geç tanınmak nasıl?" diye sorduklarında "Harika!" dedi. Sonra ekledi: "Biz kariyerizmi küçük görürdük. Picasso'dan nefret ederdik peçete satıp milyonlar kazanan dolandırıcı gibi görürdük." An için değil, kalıcılık için çalıştı. Sanat tarihi ona öğretmişti: Keskin olan hiç zaman hemen anlaşılmaz.
Mernet Larsen, Collecist'in savunduğu şeyin ta kendisi: Görünürlük değil bağlam. Hız değil derinlik. Sonuç değil süreç.
50 yıl bekledi. Dünya ona yetişti.
Bazı diller zaman ister. Larsen'ın resimleri bugün "çağdaş" geliyorsa, bu onun çağa uyum sağlamasından değil çağın nihayet onu anlamasındandır.