


Dönme Dolapta Bir Yaz Akşamı
TR
₺ 18,000
Barış Gülen' den Daha Fazla
Dönme Dolapta Bir Yaz Akşamı, 28,7×16,5 cm boyutlarında, karma teknik ve akrilik kullanımıyla üretilmiş yatay formatlı, yoğun enerjili bir kompozisyondur.
Başlık son derece özgün ve görsel bir sahne kurar: dönme dolap, hem fiziksel bir deneyim hem de güçlü bir metafordur. Yükselmek ve alçalmak, hızlanmak ve yavaşlamak, korkmak ve sevinmek — hepsini aynı anda yaşamak. Üstelik bu deneyim bir yaz akşamına yerleştirilmiştir; yılın en canlı mevsimine, günün en büyülü saatine. Eser tam da bu anın içindeki çoğul ve eş zamanlı duygu durumunu görsel bir dile çevirir.
Kompozisyon altta koyu, yoğun ve karmaşık bir enerji kütlesiyle başlar; yukarıya doğru açılır, havalanır ve nefes alır. Bu dikey dinamik dönme dolabın hareketini birebir yansıtır: aşağıda ağırlık ve karmaşa, yukarıda açıklık ve özgürlük. Üst kısımdaki soluk beyaz ve açık gri alanlar o akşam gökyüzünü, belki de yüksekte hissedilen o sersemletici boşluğu çağrıştırır.
Renk dili son derece canlı ve yüksek kontrastlıdır. Kırmızı, bu kompozisyonda da baskın bir enerji taşıyıcısı olarak öne çıkar; coşkuyu, heyecanı ve yaz akşamının sıcaklığını üstlenir. Koyu yeşil, mor, lacivert ve siyah bu kırmızıyla gerilim kurarken sarı ve turuncu adacıklar ışık ve neşenin anlık parlamalarını simgeler. Sağ kenardaki mavi ve pembe ise bu yoğun enerjinin kenarında sessizce duran dinginliği temsil eder — dönme dolabın durduğu andaki o tatlı sersemliği.
Halftone nokta dokuları bu eserde de belirleyici bir rol üstlenir. Siyah bantlar halinde kompozisyona yerleştirilen bu baskı dokusu, anın medyatik yoğunluğuna, belleğin fotoğrafik izine ve geçmişten gelen popüler kültür imgelerine göndermeler yapar. Dönme dolap da nihayetinde kolektif bir hafıza nesnesidir — herkesin bir dönme dolap anısı vardır.
İnce çizgilerin — turuncu, beyaz, gri — tüm bu karmaşa içinde özgürce uzanması dönme dolabın hız çizgilerini andırır. Hareketin izleri, anın içinde donmuş bir kinetizm.
Dönme Dolapta Bir Yaz Akşamı, küçük formatına karşın büyük bir duygusal alan açar. Eser, o akşamı anlatmaz; o akşamı hissettirir. İzleyici bu tuvale bakarken kendi dönme dolap anını — bedenindeki o tuhaf karışımı, korku ile sevincin aynı anda çarpıştığı o saniyeleri — bir an için yeniden yaşar.