Haftalık Eposta Metni
Collecist | Mart Boşlukta Saklı Olan Bir tuvale baktığınızda gözünüz önce neyi arar? Rengi mi, figürü mü, fırça izini mi? Peki ya hiçbir şeyin olmadığı yeri? Sanatla yeni tanışanlar için boşluk çoğu zaman kafa karıştırıcıdır. Biz Batılı izleyiciler olarak sanatı hep bir yapma eylemi olarak gördük fırçanın tuvali doldurduğu, çizginin biçim yarattığı bir süreç. Rönesans'tan bu yana Batı resim geleneği boşluğu eksiklik olarak okudu. Giotto'nun 1305 tarihli Ağıt'ındaki geniş mavi gökyüzü bile sahnenin dramatik figürlerine boyun eğer; kendi başına konuşmaz. Oysa Doğu'da hikâye bambaşka yazıldı. Japon sanatında boşluk bir hata değil, kompozisyonun ta kendisidir. İkebana'da çiçeğin yerleştirildiği yer kadar yerleştirilmediği yer de anlam taşır. Haiku'da şair on yedi hece ile sonsuzluğu çağırır söylenenin gücü kadar söylenmeyenin sessizliği de titreşir satırlar arasında. İşte bu ay platformumuzda buluşan eserler de bize tam bunu hatırlatıyor. Betül İpek Bulutlu'nun Gölge'sinden Mert Ateş'in The Forgetting Ritual II'sine, Göknil Sarıoğlan'ın Sessiz Yükseliş'inden Güven Araz'ın Bluelight'ına her biri bir şeyleri söylerken bir şeyleri de saklıyor. Ve belki de asıl büyü tam orada, o saklanan yerde başlıyor. Bu ay koleksiyonunuza bakın. Ama bu sefer gözünüzü doldurana değil, sizi düşündürene odaklanın. İyi seyirler. — Yeni eserleri keşfetmek için, www.collecist.com
