



Soyağacı
TR
Kozmos & Kaos Serisi, toplum ve bireyin konumunu her defasında yeni bağlamlar ile inşa ettiği süreci farklı bir düşünce ve üretim tekniği ile ele alır. Seride geleneksel motifler; bilindik üretim biçimlerini, yerleşik düzenleri ve iktidarın kendini görünür kılma araçlarını işaret eden bir “görsel dil” olarak var olur. Bu motifler çözünür; geometrik ya da organik soyut formlara dönüşerek güncel dünyanın hızlanan, parçalanan ve sürekli yenilenen sürecine gönderme yapar. Uzaktan bakıldığında bile, eski olanın kırıldığı, gücün, dilin ve temsil biçimlerinin yeni bir şekle bürünerek farklı formalara dönüştüğü açıkça görünür.
Elif Zaim' den Daha Fazla
Eserler, “ var olan düzen - eşik / kırılma - yeniden kurulum” süreçlerini tek bir komposizyon içinde ele alır. İlk aşamada, geleneksel motifler sabit düzeni; ikinci aşama da, formun hâlâ okunabilirken çözülmeye başladığı eşik anını temsil eder. Üçüncü aşamada ise çözülme bir dağılma olarak kalmaz, yeni bir ritim ile yepyeni bir düzen var eder. Böylece süreç, tek bir referansa bağlanan sabit bir açıklama olmaktan çıkar. Yüzeyde dolaşan, sürekli yeniden kurulan bir hâle dönüşür.
Eserlerde kullanılan üretim tekniği anlatılanın temelini oluşturur. Wet-on-wet tekniğinde her bir mürekkep damlası kendi akışına göre dağılır. Her seferinde yeni bir ihtimal, yeni bir dağılım ortaya çıkar. Benim müdahalem, bu akışın gerçekleşeceği zemini ve sınırları kurmakla sınırlıdır. Mürekkep bilincimden bağımsız hareket eder, ancak bilinçli biçimde çizdiğim sınırların içinde var olabilir. Bu ikilem, bugün büyük veri ağları ve yapay zekâ ile birlikte gündeme gelen sorularla yan yana durur. Bilinç olmadan üretim mümkün müdür? Bunun sınırları nelerdir?
Eserlerde her bir mürekkep damlası bir birey gibi davranır. Bireylerin karşılaşmaları ve yan yana gelişleri kompozisyonu, yani “toplumsal bütünü” kurar. Fakat onların nasıl evrileceğini ve hangi biçime bürüneceğini öngörmek imkansızdır. Bu nedenle Kozmos & Kaos, sadece eserin bütünü ile değil, üretim süreci üzerinden de var olur.