Sevgili boyası kurumayanlar, çamuru hâlâ elinde olanlar, çerçeve arayanlar, koleksiyon peşinde koşanlar, sessiz takipçiler, meraklı gözler...
Size sessizlikten yazıyoruz.
Çünkü sessizlik yokluk değildir. Bir eserin karşısında durup nefesini tuttuğun o an da sessizdir; bir portföyün ilk kez kendi yerini bulduğu an da. Gürültü çekildiğinde geriye kalan şey boşluk değil duyulmayı bekleyen bir sestir.
Bu ay o sesin biraz daha çoğaldığını gördük. Yeni sanatçılar görünür oldu, yeni kapılar açıldı, yeni gözler eserlerin önünde durakladı. Ama bizi asıl heyecanlandıran rakamlar değil; her adımın çağdaş sanatın ortak hafızasına eklenen sessiz bir iz oluşu.
Ve dürüst olalım: hiçbir platform tarafsız değildir, biz de değiliz. Her seçim bir dışarıda bırakmadır. Bu yüzden açtığımız alanın sınırlarını da tartışmaya açık tutuyoruz. Kusursuz olmayı değil, eleştiriden korkmamayı ilke ediniyoruz.
Bir eserin değeri kaç kişiye ulaştığıyla mı, yoksa kaç kişiyi durdurabildiğiyle mi ölçülür, bunu birlikte sormaya devam edeceğiz.
Takip eden, paylaşan, eleştiren, öneren, eser yükleyen ve sessizce destek veren herkese; sesini bu sessiz alana bırakan herkese gönülden teşekkür ederiz.
Daha yolun başındayız. Yeni sergiler, yeni sanatçılar ve birlikte yazacağımız daha çok mektup var.